« Önceki |

12/10/2006

fransa da BİR TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞININ BAŞINA GELECEK OL

 1 fransız polisini yanına alacak olan her ermeni su soruyu sormaya hak kazandı artık

ve 2 secenek var önümüzde artık

1. SEÇENEK ;

 

- ermeni : TÜRKLER ermeni soy kırımı yaptımı ?

- TÜRK : hayır ne alaka asıl soy kırımı sizler yaptınız ve tarihi değiştirip bize yüklemeye çalışıyorsunuz.

- framsız polis : TÜRK artık tutuklusun parlementonun bilmem kacıncı maddesine göre ermeni soykırımı red edemezsin.

 

2. SEÇENEK :

 

- ermeni : TÜRKLER ermeni soy kırımı yaptımı ?

- TÜRK : yapmaz olurmu abiye kırdı,k geçtikj ermeni dostlarımız ne ahlaksız atalarımız varmış bizim

- fransız polis : Bravo işte budur hemen NOBEL e aday gösterelim.

 

artık soz meclisten cıktı söz TÜRKKİYE CUMHURİYETİ vatandaşlarında

ATALARIMIZ BU ÜLKEYİ BU DURUMA DÜŞÜRMEMİZ İÇİN BİZLERE BIRAKMADI. ÖYLE YOK FRANSIZ ÜRÜNLERİNİ ALMAYALIM YADA KIRALIM YAKALIM LA DA BU İŞ OLMAZ KUSURA BAKMAYIN AMA KİMSE ALTINDAKİ PEUGETO SUNU YADA CİTROEN İ Nİ YAKMAZ. BU ÜLKE BİZİM NE CUMHURBAŞKANININ NE BAŞBAKANIN NEDE MİLLET VEKİLLERİNİN DEİL. BİZ KORUYACAZ BİZ SAHİP CIKACAGIZ AMA İLK ONCE KENDİMİZE SAHİP CIKMAMIZ LAZIM BİRLİK OLMAMIZ LAZIM

YA FRANSAYA BOYKOT YAPCAZ YA DA FRANSA YI ALACAZ.

SİZCE BAŞKA ÇÖZÜM VARMI ????

23/9/2006

Aşk sevmek değil yalan, yalan dolan her şey, yalan, yalan dolan

Bazı şeyler için


İyi olmak yetmiyormuş


Sevilmek için, aşk için


İyi olmak yetmiyormuş

23/9/2006

ucsuz bucaksız ormanlarda kosamak ister kucuk ceylan her tarafı gormek her yerde bir iz bırakmak ister ama orman tehlikeli, sık ve  yabani hayvanlarla dolu ceylan genede kosmak ister ozgurcesine agacların altında arasıra yansıyan golgesiyle hep yarısmak ister yabani hayvanları hiç umursamaz cunki ceylan akıllı ve hızlı kosardı ama bilmediği sey ne kadar hızlı olursa olsun ne kadar akıllı olursa olsun bu dunyanın guclululerin dunyası oldugunu bilmiordu her adımında biraz daha yaklasıyordu bilinmezlere ve o an geldiğinde ............... artık yoktu ozgurce kosup eglenen ceylan tıpkı artık golgesinin de  bir daha ormanda olmayacagı gibi.

EĞER SEN GİDERSEN BENDE GİDERİM TIPKI GÖLGEN GİBİ İKİMİZ İÇİN SANA SESLENİORUM NOLUR DAHA UZAĞA GİTME

23/9/2006

KENDİMDEN GERİYEEEEE

çoğunlukta mutlu bir insan deilimdir Bu güne kadar o kadar küçük şeylerle avundum ki az mutlu olsam hemen içimi gizliden bir korku sarar. Mutluyum diorum kendi kendime kesinlikle bu işte bi iş var yoksa ben bu sekilde gercekten gulemem gercekten yaptıklarımda bu kadar zevk alamam kuslar bana bu kdar guzel gorunmez. ama sonra ani bir reflex gibi beynim bana mesajlar yolluyor. "sen böyle seylere alıskın deilsin bu işte bi terslik var bence o kadar sevinme bırak kuslar eskiden oldugu gibi senin için onemli olmasınlar sonra onlarda gidecek tıpkı diğerleri gibi ve sen gene yanlız kalacaksın tıpkı eskiden oldugu gibi bırak kusların peşini" dior bana. ve hersey gene eskisi gibi olup verior bi anda evet hala guluyorum ama bu defa kuslar hiç cekici deiller ve artık gulerken deminki kadar zevk alamıorum. kısacası gene bir basımayım ve gene mutsuzum. sonra birden dua etmeye baslıorum allahım nolur die ama galiba cok kenarda duruyorum hep geri donuyor dualarım. sonra madem ben mutlu olamıorum bari sevdiklerim mutlu olsun die baslıorum onlar için dua etmeye. sizi üzen, mutsuz eden  insanlar için benim kadar dua ediormusunuz. sonra diorum kendi kendime ya kendin için ettiklerin kabul oluyormu ki başkaları için dua edion. ama olsun belki o an aydınlık bi yerdeyimdir dior içimdeki iyi taraf.bir taraftan bunları dusunuorumdiğer taraftanda onunla mesajlasıorum kimselerin olmadıgı ünyenin ıssız bi cay bahcesinde sigaramın dumanında onu dusunuyorum sık sık ve sonra hep o mesajı bekliorum. mesaj sesinin geldiği her an içimi birden tatlı bi telas sarıor alel acele bakıom mesaja acaba bu defa yazdımı die bakıorum benim ona bunları soyleyecek cesaretimin olmadıgı için hep ondan bekliorum kim bilir belki onun da bana karsı cesareti yoktur.mesaj acılıor ve gene yazmamıs olsun belki bi daha ki sefere deyip kendimi avutuyorum. sonra mesaj gelio ondan da yazmamıs olsun diom gene belki bir daha ki sefere yada ondan sonra ki sefere yada ondan da sonrakine ama hep bekliyorum o mesajın gelmesini dediğim gibi ona solemeye benim cesaretim yok. dusunuyorum sonra ikimzinde zor bi hayatı var neden kolaylastırmamız için bize bi şans vermior en azından neden bir kere olsun denemiyor kaybedebleceği ne var aksine ikimizinde kazanabilecegi o kdar sey varki.

biraz once ona cekmiş oldugum mesajda "kendimize itiraf ettiklerimizi neden başkalarına edemiyoruz" demiştim. hep yanlıs limanlara neden goturup bırakıoruz gonul teknemizi gerci benim ki denize cıktıgı gunden beri ne bir liman nede bir kara parcasına  demirlendi. bunu neden yazıorum hala bilmiorum ve buraya neden yazdıgımıda ???? belki de onun bunu hiç okumayacak olmasını bildiğim için ona karsı yapılan ama asla yerine ulasmayacak bir itiraf oldugu içindir die dusunuom.belki boylesi benim için daha kolaydır. yuzune karsı deilde ona bunları netten yada tel den yazmak daha kolay oluyor.

hayatım hep bi kumar ve kumar masasında gecior kagıtlar dagıtıldı ve benim elim gercekten cok guzel oynasam kesin kaznacagım ama ben gene cesaret edipte ortaya bi şeyler suremiorum ve PAS diorum. tıpkı hep yaptıgım gibi ben bu masada sadece 4. olarak duruyorum ne zman oyuna katılacagım bilmiorum. bunlardan ona bahsediorum o ise bana peki bugun ne  yapacaksın dior bana bilmiorum die salak ca bi cevap veriorum tıpkı bana yakısırcasına o ise bunun karsılık o zman yapabilecek oldugum bir sey yok sen elini ortaya koydugun zaman bunlardan bahsedelim die bi mesaj cekiyor. cocuk olsa anlar bu mesajı ama benim işime gelmior korkuyorum ve cevapsız kalıorum. cesaretim yok diorum sanki ellerimde bir kelece var diorum ama gelen cevap ( senin elinde ne kelepce var nede cesaretsizsin sadece sansını zorlamıorsun ) ii ce cesaretlendirior beni belkide beklemiş oldugum mesaj buydu die dusunuyorum hafta sonu yanına eliom uni ye diorum o da hala anlamakta zorlandıgım her seyi sadece 30 sn guzel kılan o mesajdan sonra "bırakında once ben yerleseyim" dior halbuki bilmediği tek sey vardı o coktan benim benliğime yerlesmişti misafir olma sırası bende idi yerleşmesi gereken tek kişi  kalmıstı o da bendin. bundan bahsediom ona guluyor kısa kısa. sonrasımı hayalle gerceği karısma gerceği istiorsan ben yuzuklerin efendisini izliorum dior bana ben kahroluyorum ben onu o mesajları cekerken sigaramın dumanında daha farklı hayal ediordum hep.  gercekler her zman oldugu gibi gene agır gelmişti bana. susmustum konusacak bi şey bulamıordum sadece deli gibi sevmiş oldugum yuzuklerin efendisinden artık nefret ediordum. o benim için cok onemli olan kişiyi almıstı benden o sırada beklemekte oldugum akrabam kamyonuyla gorunuyor yolun kenarında yolculuk zamanı gelmişti kalkıordum oturdugum koltuktan butun nesemi butun umutlarımı bırakarak. yolculuk sırasında 1-2 aslak ca mesaj cekiorum ona ve aptalsın olum hepde APTAL kalacaksın diorum kendi kendime. 1 gun sonra artvin ilinin şavşat ilcesindeyim gene saat 23:30 civarı mesaj cekiorum ne yapıorsun die eve gectiğini soluyor bende ona artvinde oldugumu ve  zorla sakin bi oda buldugumu etrafın cok hareketli oldugunu anlatıorum yanlız kaldım sonunda diom kalabalıklardan kurtulmustum. oda nie yanlızlıgı sectin dior "yanlızlık guzeldir zor olsada " diom ama ona aklımda sen varsın senden baskası ile olmak istemiorum o yuzden etrafta 100lerce kadın varken ben yanlızlığı sectim diemiordum. o ise güzel oldugu kdar kotudur de benimde tek basarabildiğim sey bu.. hem  guzel hemde zor dior.o da benim gibi o da yanlızdı tıpkı benim gibi. birazdaha tanıyabilseydim seni birazcık aklını okuyabilseydim keske ama burda feryat ediorum SENİ SENLE YAŞAMAK İÇİN GELİORUM SONUCLARI NE OLURSA OLSUN GELİYORUM.

15/9/2006

ANNEM'e MELEĞİM'e

Bir zamanlar dünyaya gelmeye hazırlanan bir çocuk,Yaratıcısına sormuş:

-Kısa bir süre sonra beni dünyaya göndereceğini söylediler,fakat ben o kadar küçük ve güçsüzüm ki orada nasıl yaşayacağımı bilemiyorum!

-Tüm meleklerin arasından bir tanesini senin için seçtim.O,seni bekliyor.Meleğin sana her gün şarkılar söyleyecek ve sana gülümseyecek,böylece sen onun sevgisini her zaman üzerinde hissedecek ve mutlu olacaksın.

-Peki!İnsanlar bir şey söylediklerinde dillerini bilmeden söylenenleri nasıl anlayacağım?

-Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel,en tatlı sözcükleri söyleyecek,sana konuşmayı dikkatle ve saygıyla öğretecek.

-Dünyada kötü insanların olduğunu duydum.Beni onlardan kim koruyacak?

-Meleğin seni hayatı pahasına koruyacaktır,merak etme!

O sırada bir sessizlik olur ve dünyadan sesler gelmeye başlar.Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru daha sorar:

-Eğer gitmek üzere isem lütfen söyler misin,benim meleğimin adı nedir?

-Meleğinin adının önemi yok.Sen ona ANNE diyeceksin.

15/9/2006

Yorumu Siz Yapın

Günlerden bir gün kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Kurbağalarda
arkadaşlarını seyretmek için toplanmışlar. Yarış başlamış. Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkacağına inanmıyormuş Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:

"Zavallılar"
"Hiçbir zaman başaramayacaklar!"

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. içlerinden sadece bir tanesi inatla, yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyirciler bağırıyorlarmış:

"Zavallılar" Hiçbir zaman başaramayacaklar!...

Sonunda bir tanesi hariç, diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış yarışı bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl başardığnı öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış, sormuş bu işi nasıl başardını diye. O anda farkına varmışlar ki... Kuleye çıkan kurbağa sağarmış!

OLUMSUZ DÜŞÜNEN İNSANLARI DUYMAYIN....
ONLAR KALBİNİZDEKİ ÜMİTLERİ ÇALARLAR!

15/9/2006

Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi ...

Bu yazı gerçek bir aşk hikayesini anlatmaktadır ve yazıların hepsi aşık delikanlının günlüğünden alınmıştır :

10. sınıf

İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

11. sınıf

Telefonum çaldı, arayan O idi ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Son sınıf

Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve "çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadaş" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana "hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini" söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...

Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Aradan yıllar geçti...

Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum... evet artık evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve "nikahıma geldin teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Yıllar çok çabuk geçti...

Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...

"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi..."

15/9/2006

Usulca ve Sessiz Soyluyorum Her Defasında Tıpkı Yagmurun Kulagın



 


 



15/9/2006

Kötü Haber NAsıl Verilir

KÖTÜ HABER NASIL VERILIR?

Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina
telefon etmis.
"Baba, meraba.. Ben Lale...."
"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan
kafayi yemektedir:

"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de
bosaniyorsun?..." "Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim."
"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey
yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese
yollayacakmis...."

"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk
yapacagini."
"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden
sonra bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi
fotograflari..."

"Sagol baba. Eeee. Sey....Bi de kürtaj için 2 milyara
ihtiyacim var..."

Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden
ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik
inleyerek konusmaktadir:
" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin.
Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez
Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya
devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan?
Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden
disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...."
"O is zor be baba.. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler
birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..."
"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..."
"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..." Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir.
"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek.
Adresini ver bakiyim..."
" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz
para getirsin yaninda..."
"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...."
"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama
neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta
kahrolmustur.Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya
baslar:
"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece
sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim
degil, tatli canin sagolsun senin...."

15/9/2006

Mutluluk Nedir?

92 YASINDA, UFAK TEFEK,KENDINDEN EMIN VE GURURLU ,
HER SABAH
SEKIZDE GIYINIP KUSANAN VE her ne kadar kör bile
olsa SACLARINI
KIVIRIP MAKYAJINI MUKEMMELCE YAPAN YASLI HANIM bugün bir huzur evine
tasindi.

70 yasindaki kocasi ise geçenlerde gereken hamleyi
yapip allahin rahmetine kavusmustu.

Huzur evinin kapisinda sabirla beklenen bir kaç
saatin ardindan, odasinin hazir oldugu söylendiginde tatli tatli gülümsedi.

Yürüteçini asansöre yönlendirdigi sirada, kendisine odasini anlatmaya
basladim, penceresinde asili perdelerden de
sözettim. Ben anlatirken ,az önce kendisine köpek yavrusu verilmis 8 yasindaki
küçük bir kizin heyecaniyla " o perdeleri pek severim " dedi " Mrs.
Jones henüz odayi görmediniz, biraz bekleyin demistim ki "Bunun onunla
bir ilgisi yok" dedi."mutluluk zamandan önce karar verdiginiz bir
seydir. Benim odadan hoslanip hoslanmamam mobilyalarin nasil düzenlenmis
olduguyla degil, benim onlari zihnimde nasil düzenledigimle ilgilidir. Ben
onlari sevmeye karar vermistim zaten"

Bu benim her sabah uyandigimda verdigim bir karardir" Bir seçme hakkim var: Ya bütün günümü artik çalismayan vücut parçalarimin bana verdigi sikintiyi düsünerek geçiririm ya da yataktan çikip
hala çalisanlar için sükrederim. Gözlerim açik oldugu sürece her yeni gün
bir hediyedir.

Yeni güne ve hayatimin sadece bu döneminde, biriktirdigim mutlu anilara
konsantre olacagim.
Yaslilik banka hesabi gibidir. Ne yatirdiysan onu çekersin hesabindan..
Bu nedenle benim tavsiyem,hatiralarin banka hesabina > dolu dolu mutluluk
yatirman olacaktir. Ani bankami doldurmaktaki katkin
için sana tesekkür ederim.
Hala ordan mutluluk çekiyorum.

Mutlu olmak için su bes basit kurali hatirla:

1. Kalbini nefretten arindir
2. Zihnini endiselerden arindir
3. Basit yasa
4. Çok ver
5. Daha az bekle

Bilmem farkindamisin, eger yarin ölecek olsak
çalistigimiz sirket daha bir kaç gün bile olmadan yerimizi dolduruverir.
Oysaki ardimizda biraktigimiz ailemiz bizim kaybimizi ömürlerinin
sonuna dek hissedecektir. Gelgelelim ki, ailemizden daha çok
isimize veririz kendimizi, pek de akillica bir yatirim degil, ne
dersin?

FAMILY ne demektir biliyor musun?

FAMILY= (F)ather (A)nd (M)other (I) (L)ove (Y)ou